12 Nisan 2014 Cumartesi

TİK TAK...

Hep birilerinin gelip darmadağın olmuş hayatımı toparlamasını, bu yoksunluğu kaldırıp atmasını istedim ama yok öyle biri Virginia. Ben de güçlü hissetmiyorum kendimi. Onu geri getir Virginia; tanrının tırnak aralarına sıkışıp kalmış, onun acı çekmesine dayanamıyorum. Biliyorum yine saatler kötüye gittiğinde yanımda olmayacak ama onu özlüyorum Virginia! Ben yok oluşuma tanık bir sevigili bulamadım senin gibi, mektubuna sakladığın aşkı aradım, bulamadım ama onu sevdim Virginia... Dinle beni Virginia! Sırtına cehennemi giydi ve gitti. Almalıyız onu da yanımıza... O olmadan gidemem anlamıyor musun?

Lütfen sustur şu lanet saatleri!!! Beni cebindeki taşlara ekle, çıkar şu nehirden hislerimi. İplerimi al, sözlerimi al, gözlerimi al Virginia... Sustur şu saatleri yalvarırım!!! Tanrının ellerinde parçalanmaya razıyım yık şu kafesi artık. Kuşun kanadına ilikle beni. Burada kalamam artık, cesetlerimin koynuna yatamam. Parmak izlerim alınmış ellerimden Virginia, parmak izlerim kanıyor. Parmak izlerim olmadan cinayetlerimi bulamıyorum... Son cinayetimi hala tanıyamıyorum.

 Sana karalanmış sayfalar hediye ederdim beni yanına alsaydın, verdiğim sayflardan boşluğu yaratırdın ve gider saklanırdık seninle yokluğumuza. Simsiyah bir taş çıkarırdım göğsümden, cebime koyar suyun yoğunluğuna ulaşırdım. Sonra düşlerimiz astral bir yolculuğa çıkardı, öğrenirdik belki yön vermeyi. Geç mi kaldım Virginia? Alacak mısın beni de yanına? Susmuyor saatler Virginia göğsüme batıyor akreple yelkovan. Konuşamıyorum; sözcüklerim saklanmış, yaramaz çocuklar gibi kaçışıyor gülücüklerim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder